CEVİZ’İN EV TİYATROSU

melda kaplan August 4, 2017
Animals, Kids
Add to FAVs

Sign in to add a tale to your list of favorites

Hide

Already a member? Sign in. Or Create a free Fairytalez account in less than a minute.

  • A A A
  • Download PDF
  • A A A
  • Download PDF
    Share to Twitter Email

    CEVİZ’İN EV TİYATROSU
    Kuşların cıvıldaştığı , mis kokulu, yemyeşil, çocukların çok mutlu olduğu bir Neşeli köy vardı. Neşeli köyde Ceviz adında dalgalı sarı saçlı, buğday tenli, gözlüklü bir çocuk yaşardı. Ceviz, köydeki en çok kitap okuyan çocuktu. Bu yüzden ona Bilmiş Ceviz derlerdi.
    Ceviz öğleden sonralarını köy kütüphanesinde kitap okuyarak geçirirdi. Bugün okuduğu masal ise Pinokyo ’ nun eğlenceli hikayesiydi .
    Hikayeyi yarısına kadar okudu. Kütüphaneden çıkarken kütüphane görevlisine kitabı aldığına dair kayıt yaptırdı. Kitabı yanına ödünç olarak aldı, eve doğru yürümeye başladı.
    Yorulunca bir limon ağacının altında kitabını çıkartıp okumaya devam etti. Kitap bitince de uyuyakaldı. Rüyasında yemyeşil limon ağaçlarıyla dolu limon kokulu bir ormandaydı. Ve Pinokyo ile saklambaç oynuyordu.
    Pinokyo;
    -Daha saklanmadım sakın gözlerini açma, dedi.
    Bilmiş Ceviz;
    -Tamam, bakmıyorum, ona kadar sayacağım.
    1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 önüm arkam sağım solum sobe saklanmayan ebe, dedikten sonra Pinokyo’yu ormanda aramaya başladı.
    Ağaçların arkasına, önüne, sağına, soluna baktı. Ama Pinokyo’yu bir türlü bulamadı.
    Aniden,
    Pinokyo;
    Ebe sobe. Beni bulamadın. Yaşasın ebe sensin, dedi.
    Bilmiş Ceviz tekrar limon ağacına dönüp saymaya başladı.
    -1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 önüm arkam sağım solum sobe saklanmayan ebe, dedi.
    Bu sefer daha dikkatli bir şekilde Pinokyo’yu aramaya başladı.
    Pinokyo, Ceviz arkasını dönünce saklandığı ağaç kavuğundan çıktı. Ama bu sefer çıkarken çok ses çıkardı.
    Bilmiş Ceviz;
    Hemen koştu.
    Buldum seni sobe, dedi.
    Pinokyo;
    Tamam, şimdi sen saklan, ben seni bulayım, ebe benim, dedi. Ceviz saklanmak için tam yer ararken;
    Üzerine olgunlaşmış bir limon düştü ve Ceviz Pinokyo’ya Hoşça kal bile diyemeden rüyasından uyandı.
    Bilmiş Ceviz;
    -Tüh ne güzel saklanacaktım, oyunun en eğlenceli yerinde uyandım, dedi.
    Hemen gözlerini kapadı. Uyumak için koyunları saymaya başladı.
    -1, 2, 3, hayır olmuyor, tekrar dönemiyorum rüyama, dedi.
    Rüyasına dönemeyince eve doğru yürümeye başladı. Eve vardığında annesi arka bahçede çamaşır asıyordu. Bembeyaz çarşaflar tüm bahçeyi kaplamıştı. Ceviz aralarında koştururken hep kafasında gördüğü o rüya vardı.
    Pinokyo keşke rüyadan çıkıp yanına gelseydi. Ne güzel evin bahçesinde saklambaç oyununa devam ederlerdi.
    Ama her şey rüyasında kalmıştı.
    Odasına gitti, yatağına uzandı. Ve keşke Pinokyo gibi bir kuklam olsa, onu oynatırdım ne güzel, dedi. Anne ve babası Ceviz’in bu isteğini duydu.
    Sonra kalkıp kendine bir kukla çizmeye karar verdi.
    Kafası yuvarlak, gözleri kocaman, kaşları kalın, gülümseyen bir yüz çizdi. Kuklanın saçları yoktu, ama kafasında rengârenk bir palyaço şapkası vardı. Çizdiği kuklanın yanakları al aldı. Ayakkabıları parlak kumaştandı.
    Bilmiş Ceviz;
    -Şimdi oldu işte. Artık benim de bir kuklam var. Şu an hareket edip konuşmasa da var işte, dedi.
    Resmi masasında bırakıp uykuya daldı.
    Annesi ona iyi geceler demek için odasına geldi. Ama Ceviz çoktan uyumuştu. Odadan çıkarken Ceviz’in masasındaki kukla resmini gördü.
    Ve resmi alıp ona bir sürpriz yapmaya karar verdi. Anne ve babası gece boyunca çalışıp ona çizdiği kuklayı yaptı.
    Kukla bitince de kuklayı, masanın üzerindeki resmin yanına bıraktı. Sabah Ceviz uyandığında masasının üzerinde kuklayı görünce çok sevindi.
    Bilmiş Ceviz;
    -Anne, anne çabuk gel, dedi.
    Annesi;
    -Geliyorum annecim, ne oldu? Dedi.
    Bilmiş Ceviz;
    -Dün gece uyumadan önce bir kukla resmi çizip masamın üzerine bırakmıştım.
    Sabah uyandığımda bir de ne göreyim. Çizdiğim kukla resminin yanında kuklanın kendisi oturuyor. Nasıl oldu bu, inanamıyorum çok mutluyum, dedi.
    Annesi ve Babası gülümsediler.
    Bilmiş Ceviz;
    -İnanmıyorum anne, siz yaptınız değil mi? Siz harika bir anne babasınız. Sizi çok seviyorum dedi.
    Anne ve babası Ceviz ’e sarıldılar. Öğleden sonra Ceviz kuklasıyla birlikte oynarken bir yandan da ona bir isim düşünüyordu. Derken küçük kız kardeşi kuklayı gösterip bana Renkli kuklayı verir misin dedi. O günden sonra kuklanın adı Renkli oldu.
    Ceviz kuklası Renkli ile birlikte annesinin çamaşırlarını tiyatro perdesi yaptı. Önce kendi kendine sonra ailesine oyunlar oynadı.
    Öyle güzel oynuyordu ki adeta küçük bir kahraman gibi oradan oraya koşuyordu. Bazen ıslık çalıp kuklası şeyi dans ettiriyordu. Mutfaktaki tencere ve kepçeyi kendisine davul yapıp çalıyordu. Bazen ise şiirler okuyordu. Ceviz ve kuklası Renkli’ nin ailesiyle başlayan oyunun izleyicileri gün geçtikçe arttı. Yaz akşamları yemekten sonra annesi babası, kardeşi, arkadaşları, kuzenleri, komşuları izlemeye geliyordu. Tiyatroya gelenlerden de bilet yerine okumak için kitap alıyordu.
    Günlerden bir gün, bahçede kalabalık bir seyirci karşısında yazdığı bir şiiri okumaya başladı.
    Güneş pas parlak,
    Bulutlar nemlidir.
    Gökkuşağı rengarenk,
    Denizler derindir.
    Gemiler misafir,
    Balıklar neşe,
    Duygular denizdir.
    Hayat oyun,
    Oyunlar çocuklar içindir.
    Kuş olup uçsam gökyüzünde,
    Tüm evren benimdir.

    Herkes Ceviz’in okuduğu bu şiiri çok beğendi ve onu ayakta alkışladı. Kitapları ve tiyatrosunun izleyicileri gün geçtikçe arttı. Ceviz kitaplarını ve kuklası Renkli ile oynadığı oyunları hep çok sevdi.
    Gökten üç elma düştü, biri kitabı çok seven ağabeylere, biri küçük kardeşlerine biri de en yakın oyun arkadaşlarına

    Leave a Comment